Boza Nasıl Yapılır, Faydaları Nelerdir?

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 10:20

Soğuk kış akşamlarında, sokaktaki seyyar satıcıların boza diye bağıran sesleri hepimizi nostaljik bir yolculuğa çıkarır. Keskin aroması ve mayhoş tadıyla soğuk içilen bu lezzet artık kolay ev tarifleri, hazır yapım imkanları ve marketlerde rahat bulunmasıyla hayatımızın daha çok içinde.

Kültürümüzün simgelerinden olan boza, kaynaklara göre bilinen en eski içeceğimizdir. Genelde kış aylarında tüketilmesi alışkanlık haline gelen bozanın zamanı, Eylül ve Mayıs ayları arasındadır. Bozanın tüketildiği diğer ülkeler ise; Kosova, Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Sırbistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Karadağ’dır.

Bozayı, ilk kez deneyenler ekşimsi bulabilmektedir. Bu bazıları için bozayı tercih etme sebebi iken bazıları için itici bir durumdur. Fakat yine de yüzyıllar boyunca içilen bozayı, tadını çok severek tüketenler olduğu gibi, sevmeden sadece ‘yararları’ için tüketen de var.

Boza Nasıl Yapılır?

Boza, Türkiye’de çoğunlukla mısır irmiği, su ve şekerden üretilir. Fakat yapıldığı ülkenin ürününe göre; buğday, arpa, çavdar, yulaf, pirinç, ekmek ve bazen de kenevir unuyla da yapılmaktadır.

Boza yapımında büyük kazanlar kullanılmaktadır. Kazanlarda ortalama bir buçuk saat boyunca haşlanan mısır irmiği, koyu bir kıvam alana kadar kaynar. Daha sonra soğumak üzere bekletilen irmik, koyu kıvamlı bir ekmek hamuruna benzemektedir. Soğuma aşamasından sonra yüksek devirde yeniden suyla karıştırarak, koyu boza elde edilir. İnce bir süzgeçten geçirilerek, koyu bozanın kepeği ve ham kısmı ayrılır. Yüzde yirmi oranında toz şeker eklendikten sonra boza, mayalanmaya bırakılır. Üzerinde minik hava kabarcıkları oluştuğunda boza, mayalandığını gösterir.  İşte böylece, boza kendin Nase has lezzetini alır ve şişelere doldurulup paketlenir.

Evde Kolay Boza Yapımı

Boza içmek için seyyar satıcıyı beklemenize gerek yok. Sizin için hazırladığımız bu kolay tarifle kış akşamları evinizde boza keyfi yapabilirsiniz.

Evde boza yapımı için gerekli olan malzemeler:

  • 250 gr. Pilavlık Bulgur
  • Yarım Çay Bardağı Pirinç
  • 1 Tatlı Kaşığı Kuru Maya
  • Şeker

Yapım Aşaması:

Bulgur ve pirinç yıkandıktan sonra, bulamaç haline gelene kadar kaynatılır. Bulgur ve pirinç bulamacı, mikserle karıştırılarak ince bir süzgeçle spatula yardımıyla süzülür. Süzülen boza soğuduktan sonra içine bir tatlı kaşığı kuru maya konulur. Daha sonra mayalanması için 7 veya 8 saat oda sıcaklığına bırakılır. Mayalanma tamamlandıktan sonra içine isteğe göre şeker eklenir. Üzerine tarçın ve sarı leblebi ile servis edilir.

Püf Noktası:

Mayalama işlemi oda sıcaklığında ve güneş görmeyen bir yerde yapılmalıdır. Bozanın meşhur lezzeti, doğru bir mayalanma anında ortaya çıkar. Kısacası, boza tadını mayalanmaya borçludur.

Bozanın İçeriği

Türkiye’de yapılan bozalarda mısır irmiği, su ve şeker kullanıldığını daha önce söylemiştik. İçerisinde yağ oranı neredeyse sıfırdır. Bunun yanı sıra bozada alkol olup olmadığı da oldukça merak edilen bir konudur. Bozanın yapımında alkol kullanılmaz. Fakat, bozanın yapılış sürecinde mayalanma sonucu oluşan fermantasyonla etil alkol miktarı bekleme süresine bağlı olarak yükselir. Yapılan araştırmalarda, bozanın içindeki alkol miktarının yüzde 2 olduğu ortaya konmuştur. Bu miktarda alkol, pekmez ya da yoğurt gibi besinlerde de mevcuttur. Boza +4 derecede buzdolabında muhafaza edildiğinde 4 gün ya da 5 gün boyunca tadını korur.

Bozanın Faydaları

Bozanın kış aylarında içilmesi boşuna değildir. Eskiden tedavi amaçlı da kullanılan boza; içinde bulunan demir, fosfor, niasin, sodyum, A, B1, B2 ve E vitaminleri sayesinde bir çok sağlık sorununa iyi gelmektedir.

Sıvı ekmek” olarak da bilinen bozanın başlıca faydaları şöyledir:

Boza ve Anne Sütü

Annelerin emzirme döneminde kemik sağlığına dikkat etmeleri gerekmektedir. Boza, hem çocuğun sağlıklı bir kemik yapısına ulaşmasını sağlar hem de anneyi emzirmekten kaynaklanan kemik sorunlarından korur. Boza içeriğindeki aktif mayalar sayesinde anne sütünü artırırken, bebeğe de zengin vitamin desteği sağlamaktadır. Ayrıca emzirme süresince yaşanacak olan soğuk algınlığı, grip gibi hastalıkların atlatılmasında yardımcı olur. Hamilelerin hem doğum öncesi, hem doğum sonrası ihtiyaç duydukları enerji için boza içtikleri bilinir.

Boza ve Kanser

İçinde bulunan vitamin ve mineraller, kanserle mücadele eden bünyenin ihtiyacı olan besinleri sağlamaktadır. Kanserojen maddelerin vücuttaki oluşumunu önleyicidir. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek, kanserden korumaktadır.

Boza ve Sindirim Sistemi

Sindirim sistemine ilaç gibi gelen bozanın mayalanması sırasında oluşan laktik asit, mide yanmalarına ve hazmı kolaylaştırmaya iyi gelir. Mide hareketlerine olumlu katkısı vardır. Ayrıca bozanın içeriğindeki laktik asitler bağırsak florasını da düzenlemektedir. Yapısında bulunan faydalı bakteriler sebebiyle probiyotik etkisi vardır.

Boza ve Soğuk Algınlığı

Grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarda vücudun direncini artırır. Soğuk havaların neden olduğu boğaz enfeksiyonuna ve öksürüğe karşı iyi bir destekleyicidir. Uzmanlar, özellikle çocukların boza tüketmesi gerektiğini vurguluyor. Bu sayede kış aylarında bronşların rahatlaması, balgam temizliğinin daha kolay olması ve solunum yolları ferahlayan çocukların daha rahat nefes almaları mümkün.

Boza ve Güzellik

Maskesi uygulanarak da cilde pürüzsüzlük veren boza, düzenli tüketildiğinde gerçek bir yaşlanma karşıtı. Hem cilt yıpranmalarını yavaşlatıyor hem de saç sağlığına çok iyi geliyor. Boza, kaliteli bir nemlendirici olarak kozmetik dünyasında da adından söz ettiriyor.

Boza ve Genel Sağlık

Bozanın tüketilme sebeplerinden biri de enerji verici özelliği olmasındandır. İçerisindeki K vitamini sayesinde enerji ve zindelik verir. Bu sebeple de sporcular tarafından özellikle tercih edilir. B vitamini zihinsel yorgunluğa iyi gelir, zihni açar. Sinirsel olarak kötü hissedilen ve stresli zamanlarda tüketilebilir. Ayrıca B kompleksi vitaminlerini içerdiği için beslenme ve dolayısıyla genel sağlık durumu açısından önemli bir yere sahiptir. Bunların dışında yapılan son araştırmalarda,  bozada bulunan nikotinik asitin kötü kolestrolü azalttığı, iyi kolestrolü de artırdığı söyleniyor. Aynı zamanda kalp ve damar hastalıklarını önleyici etkileri olup olmadığı da tartışılıyor.

Görüldüğü gibi boza yüzümüzde sadece nostaljik bir tebessüm olarak yer etmiyor. Aynı zamanda değerli bir besin takviyesi olarak da hayatımızdaki önemini koruyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir