Göz Kuruluğu Neden Olur, Nasıl Geçer?

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 07:34

Göz Kuruluğu Nedir?

Bildiğimiz gibi, tüm omurgalıların göz boşluğunda, çeşitli bezler tarafından, gözlerin temizlenmesine ve nemlenmesine yardım eden, berrak ve tuzlu bir sıvı salgılanır. Bunun adı gözyaşıdır. Gözyaşı, göz çukurunda kayganlık sağladığı gibi, bakteri türlerini de parçalayan enzimler içerir ve toz ve benzeri yabancı cisimcikleri yanağa veya gözyaşı kanalı vasıtasıyla burna doğru sürükler.

Gözyaşı iki farklı yoldan üretilir. İlki, göz yaşının yavaşça ve sabit hızdaki üretimidir. Bu yol, gözdeki normal kayganlığı sağlar. Diğeri ise, gözün uyarılmasıyla, üzüntü, sevinç, korku gibi yoğun duyguların hissedilmesi sonucu, içinde bulunulan duygusal duruma cevap niteliğinde salgılanan gözyaşıdır. Çok gülme, gözün kaşınması, esneme, ağrı çekme, kimyasal ve mekanik tahriş gibi durumlar da gözyaşı salgısı artar.

Göz yaşının salgılanmasından birçok bez sorumludur. Gözyaşını salgılayan ana bez, üst göz kapağının üzerinde bulunur. Bu bez, yaklaşık 12-13 milimetre uzunluğundadır. Gözyaşını onlarca kanal aracılığıyla kapaklardan göze doğru taşıyan ve korneanın üzerinden akıtan bu bez, refleksif olarak çalışır. Bir de, gözün konjonktiva tabakasında ve göz kapaklarının altında yüzlerce küçük bez vardır. İşte bu bezler de, az önce bahsettiğimiz gibi gözyaşının sabit hızdaki ve az miktardaki gözyaşı üretiminden sorumludur.

Gözyaşı Tabakası

Gözün yüzeyinin pürüzsüz, kaygan olmasını sağlayan ve temizliğini garantileyen göz yaşı tabakası, kişinin gözünü kırpması sonucu oluşur. Net bir görüş için gözyaşı tabakası gereklidir. Gözyaşı tabakası 3 katmandan oluşur. Bu katmanların en dışındaki, yağ katmanıdır. Gözyaşının buharlaşmasına mani olur ve gözyaşını gözün üstünde tutar. Ortadaki katman, su katmanıdır. Bu katman ise gözü temizler ve oluşabilecek enfeksiyonların önüne geçer. İlaveten, gözün kurumasını da engeller. Son katman olan mukus katmanı, korneanın yüzeyindeki bozukluğu örter ve düzeltir. Ayrıca, gözyaşı tabakası için de taban işlevini görür. Suyun gözün tüm yüzeyine yayılmasını ve bu yüzeyin nemli kalmasını sağlar. Mukus katmanı olmaz ise, su yüzeye tutunup kalamaz.

Gözyaşı tabakasının fonksiyonları şöyle sıralanabilir:

  • Dış dünyayla göz arasında bir bariyer görevi görür.
  • Optik fonksiyonu sağlar, gözlüm camı gibidir.
  • Göz kapaklarının gözün üzerinde rahatça kaymasına yardım eder.
  • Gözün kurumasına mani olur.
  • Mikropları öldürücü niteliktedir, böylece olası iltihaplanmaların da önüne geçer.
  • Yabancı cisimciklerin göze yapışmasını ve orada kalmasını engeller.
  • Korneaya oksijen iletimi yapar, korneayı besler.

Göz Kuruluğu Neden Olur?

Gözyaşı bezlerinin salgılama işleminde bir sorun olursa, gözün rahatça temizlenmesi ve nemlenmesini sağlayacak miktarda gözyaşı salgılanmaz ve gözün yüzeyinde bozulmalar meydana gelir. Gözün yüzeyi düzgün ve eşit şekilde örtülmez, oksijen geçişi dengelenemez, ve göz kuruluğu ortaya çıkar. Bu duruma, “kuru göz” de denir. Göz kuruluğu, doğru zamanda ve doğru biçimde tedavi edilmezse kronik enflamasyon yaşanabilir ve kimi zaman görme bozuklukları dahi görülebilir.

  • Yaş yükseldikçe gözyaşı üretimi düşer: Kuru göz, her yaşta ortaya çıkabilir ancak en çok yaşlılarda rastlanan bir sorundur. Çünkü, yaş arttıkça kişinin gözyaşı üretimi azalır ve gözyaşı kalitesi düşer.
  • Kadınlarda daha çok görülüyor: Cinsiyetler arasında baktığımızda ise, göz kuruluğunun en çok kadınlarda görüldüğünü söyleyebiliriz. Özellikle menopoz döneminde gözyaşında azalma meydana gelebilir.
  • Alerjik sebepler: Gözyaşını azaltan bir diğer sebep de, alerjidir.
  • Artrit ve göz kuruluğu: Artrit sorunu yaşayanların da diğer kişilere göre daha fazla göz ve ağız kuruluğu yaşadığı tespit edilmiştir. Kuru göz ve ağız kuruluğu, artrit ile birleşince, ortaya “sjogren sendromu” denen sorun ortaya çıkar.
  • Sık kullanılan ilaçlarla göz kuruluğunun ilişkisi: Tüm bu sebeplerle birlikte, çok sık kullanılan ilaçların da göz kuruluğuna neden olduğu bilinir. Bu ilaçların başında antialerjik ilaçlar, antidepresanlar, idrar artıran ilaçlar, kalp ve tansiyon ilaçları, uyku hapları ve ağrı kesiciler gelir. Bu tip ilaçların düzenli şekilde kullanılması gerekiyorsa ve göz kuruluğu hayatı zorlaştırmayacak düzeydeyse göz ardı edilebilir. Ancak bu bir sorun yaratıyorsa, suni gözyaşı tedavisi uygulanabilir. Bu sebeple, göz kuruluğu yaşayan birinin, kullandığı tüm ilaçları göz doktoruna bildirmesi gerekir.
  • Teknolojik aletler: Gözleri kırpmadan uzun süre telefona, tablete veya bilgisayara bakmak da göz kuruluğuna neden olur.
  • Hastalık ve vitamin eksikliği: Şeker hastalığına bağlı durumlarda da göz kuruluğu meydana gelebilir. Vücuttaki A vitamini eksikliğinin de göz kuruluğuna yol açtığı bilinir.
  • Göz tansiyonu: Göz tansiyonu rahatsızlığının tedavisinde birçok göz damlası kullanır. Bu damlalar da kimi zaman göz kuruluğuna yol açabilir.
  • Çevresel etkiler: Sert rüzgarlar, çevredeki polenlerin sayısının artması, klima, duman, sigara dumanı, güneşin altında çok fazla kalmak gibi etkiler de göz kuruluğunu tetikleyebilir. Bilhassa, yaz aylarında klima bulunan ofislerde çalışanların göz kuruluğundan daha çok şikayet etmesi olasıdır.
  • Göz kapağının işlevini yerine getirmemesi: Göz kapağında bir fonksiyon sorunu varsa, kapak görevlerini yerine düzgünce getiremiyorsa göz kuruluğu yaşanabilir. Mesela, ameliyat geçirmiş bir göz kapağı tam olarak kapanamıyorsa göz düzgün şekilde nemlenmez. Veyahut, gözde bir şişkinlik olduysa kapak gözleri muntazam şekilde örtemez ve kuruluk yaşanır.
  • Makyaj malzemeleri: Kimi zaman, doğal olmayan makyaj malzemeleri gözün oksijen almasına mani olarak buharlaşmayı hızlandırır. Bu durum da gözyaşının hızlıca uçmasına ve tükenmesine sebep olur.

Göz Kuruluğunun Belirtileri 

Gözyaşı, korneanın etrafındaki koruyucu bir film tabakası gibidir. Bu film tabakası, göz kırpmadan 15 saniye kadar durmamızı sağlar. Ancak, gözyaşı olduğu halde, bu gözyaşının kalitesi yetersizde; bahsettiğimiz film tabakası 5 saniye içinde bozulur. Bu durumda da kuruluk belirtileri ortaya çıkar.

  • Gözde batma, yanma ve kaşınma hissi oluşur.
  • Göz kuruluğu, kişinin gözüne kum kaçmış, gözünde yabancı cisimler varmış gibi hissetmesine yol açar.
  • Gözün beyaz kısımlarında kızarma meydana gelir.
  • Işığa karşı, özellikle floresana duyarlılık artar.
  • Duman, sigara dumanı ya da rüzgar gibi dış etkenler gözleri her zamankinden fazla rahatsız eder.
  • Kontakt lens kullananlar, lenslerini her zamankinden daha zor takıp çıkarır ve kullanır.
  • Gözde yorgunluk meydana gelir.
  • Görmede bulanıklık gözlemlenir.
  • Yoğun olarak çapaklanma yaşanır. Bu aynı zamanda, bir enfeksiyonun da habercisi olabilir.
  • Gözde aşırı sulanma da meydana gelebilir. Çünkü, gözde kayganlığı sağlayan miktarda gözyaşının olması, aşırı uyarılmaya ve aşırı gözyaşı salgılanması durumuna yol açabilir. Bu da, gözdeki drenaj sisteminin bu durumu kaldıramadığına ve gözyaşını dışarı akıttığına delalettir.
  • Tüm bu şikayetler sabah güneş doğduktan ve akşam güneş battıktan sonra artar.

Sıkça tekrarlanan göz kuruluğu, gözde iltihaplanmaları da beraberinde getirir. Kimi zaman, korneanın çizilmesi gibi ciddi göz problemleri de meydana gelebilir.

Göz Kuruluğunun Teşhisi 

Göz kuruluğu, göz doktorunu yapacağı standart bir muayene sonunda tanısı konabilen bir rahatsızlıktır. Kimi zaman, doktor gözyaşının niteliklerini tespit eden testler yapılmasını da isteyebilir. Gözyaşı testi yapılacaksa, alt kapağın iç bölümüne özel bir filtre kağıt parçası konur ve farklı durumlarda nasıl gözyaşı üretimi yapıldığı ölçülür. Bu testin adı Schirmer testidir. Bir başka gözyaşı testinde ise, göze boya damlatılır ve belirli boyanma şekillerinin araştırması yapılır.

Göz kuruluğu Nasıl Geçer, Göz Kuruluğunun Tedavisi Nasıl Olur?

Estetikle her uzvumuzu gençleştirebilmenin mümkün olduğu günümüzde, estetikle gençleşmesini sağlayamadığımız tek şey gözümüzdür.

Göz kuruluğu, nedene yönelik şekilde tedavi edilmelidir. Mesela, eğer göz kuruluğu antidepresan kullanımı sonrasında meydana gelmişse, bu durum ilacın tetiklediği bir durum da olabilir. Bu durumda, rahatsızlık ilgili tüm doktorların sürece müdahale edilmesiyle tedavi edilmelidir.

Tedavinin en önemli belirleyicisi, gözyaşı kuruluğunun nedeni ve ne tür bir kuruluk olduğudur. Kimi zaman, gözyaşı miktarı azalmasa da kuruluktan şikayet edilebilir. Bu durumda da, gözyaşının kalitesi düşmüştür. Tedavi bu duruma yönelik olmalıdır.

Göz kuruluğunun geçmesi için kullanılabilecek birçok tedavi yöntemi vardır. Gelin bu

yöntemleri inceleyelim:

Suni gözyaşı takviyesi: Göze, suni gözyaşı damlası damlatılır. Suni gözyaşı, normal gözyaşı gibidir. Gözün kayganlaşıp nemlenmesine yardım eder. Batma belirtisi beklenmeden suni gözyaşı tedavisine başlanabilir. Suni gözyaşlarının çok çeşitli alternatifleri vardır. Göz kuruluğu yaşayan kişi için en uygun olan suni gözyaşı damlasına göz doktoru karar vermelidir.

Tıkaç kullanımıyla gözün kendi salgısının korunması: Hastalarda suni gözyaşı yeterli olmazsa, gözyaşı kanalının göz kapağındaki alt veya üst ucuna özel tıkaçlar konulabilir. Bu tıkaçlar, kanalların ağzını geçici ya da kalıcı olarak kapatarak gözün kendi salgısı korur ve gözler nemli kalmış olur. Bu sayede, suni gözyaşı kullanılıyorsa, onun da etki süresi uzar.

Bandaj kontakt lens kullanımı: Gözde kişiyi çok fazla rahatsız edecek derecede kuruluk varsa, damlaya devam etmek suretiyle bandaj kontakt lens kullanımı da önerilebilir.

Göz kuruluğu tedavisi uzun soluklu bir tedavidir. İlaçlar bir kez kullanılıp bırakılmamalıdır. İhtiyaç halinde, suni gözyaşı takviyesi devam etmelidir.

Göz kuruluğu yaşanmaması için alınabilecek önlemler var mıdır?

Göz kuruluğu kontrol edilemeyen nedenlere bağlı olmadığı müddetçe, engellenmesi için yapılabilecek birkaç şey vardır.

  • Uzun süre TV, telefon ya da bilgisayar kullanılması gerekiyorsa, ilgili cihazların ekranına, göz kapaklarının biraz kapalı durmasını sağlayacak şekilde üstten bakmak.
  • Okumaya ve ekrana bakmaya mümkün olduğunca sık aralıklarla ara vermek ve uzağa bakarak gözleri dinlendirmek.
  • Ekrana çok yakından bakmamak.
  • Sık sık göz kırpmak.
  • Kontakt lens kullanımında, göz doktorunun lensle ilgili tüm ihtarlarına dikkat etmek ve lensleri sıkça çıkararak gözlere hava aldırmak. Asla ve asla lenslerle uyumamak.
  • Gözlerin ve göz kapaklarının temizliğine dikkat etmek. Pis ortamlardayken ya da kirli ellerle gözü ovuşturmamak.
  • Kuru ortamda çalışılıyorsa, havayı nemlendirici cihazlar kullanmak.
  • Doğrudan ateş önünde oturmamak.
  • Klimalı ortamlarda uzun süre kalmamak.
  • Floresan ışıktan mümkün olduğunda kaçınmak.
  • Uyunan odanın nemli olmasına özen göstermek. (Büyük boy bir havlu ıslatılıp kalorifere konursa oda nemlendirilebilir.)
  • Güneşli ve rüzgarlı havalarda güneş gözlüğü takmak.
  • Organik kozmetik ürünleri kullanmak, çok fazla makyaj yapmamak.
  • Makyajı silmeden uyumamak.
  • Dengeli beslenmek.
  • Omega-3 ve keten tohumu gibi besin takviyeleriyle yağ bezlerinin üretim şeklini normale çevirmeye çalışmak.
  • Bol su içmek.
  • Düzenli olarak göz doktoruna muayene olmak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir